10 Eylül 2012 Pazartesi

Mektup I

Bu sıralar kendimle yeni tanışıyorum. 

Onlarca haber yığınıyla her gün yeni bir hayal kırıklığına şahit oluyorum. Şehitlerle birlikte ölen duygulara ağlıyorum. Bazen o kadar üstüme geliyor ki elimden gelmeyen, kaçmak istediğim sokaklardan bir çıkış yolu bulamıyorum. 

O zamanlarda bana sığınıyorum. Anneannemin Moda'daki eski evinde, mutfağa ait o küçük balkonda oturuyorum yeniden. Domateslerin asılı olduğu, sarmaşıklarla korunan duvarın ardındaki iskemledeyim. İçeriye baktığımda buz pateni yapan kadın ve erkeklerle dolu, hiç bir şiddete şahit olmadığım televizyon ekranını görüyorum. Dışarıdaki insanları izliyorum, yaşıtlarıma bakıyorum merakla; belki biri bana selam verir, ben de ona taze domates koparıp atarım diye... Sevgimi öyle belli ediyorum.

Hediye edemediğim domatesler, sözcüklerime dönüşüp boğazımda bir düğüm oluyor şimdi. Biz ki barışın derdine düşmüşken, aşkımı bile dile getiremiyorum. Odamda bir başıma senin sağlıklı olduğunu hatırlatıyorum kendime ama hiç bir zaman emin olamıyorum. Dışarısı karmakarışık, savaş dolu... Sokaklarda eski elbiselerimi bile giyemiyorum benden olan, insanlar yadırgıyor. Ben kendime dönmek isterken, insanlar teşhirci gözüyle bakıyor! Bu kadar kötü olduklarına inanmak istemiyorum. Geçmişte ne travmalar geçirerek bu hale geldiklerini düşünürken bir ses yankılanıyor pencereden, onlar adına üzülmememi söylüyor. Herkes birtakım acılar yaşıyor fakat kendini saflığında tutanlar "iyi" olmayı hakediyor. Niyeti kötü olanlar ise kendi tükürüklerinde boğulurken birkaç kişiyi daha yanlarına çekmek istiyorlar. Onlar gibi katil olmayı öğrenmediğim için daha çok büyüyor içimdekiler. Ben geçemediğim sokaklardan bile bu kadar çok etkilenirken senin de huzurlu olmadığını biliyorum. Bütün bu karmaşanın içinde benim sevgim dünyada değil, sadece odamın içinde yankılanabiliyor... Az yıkımla hemen bu devri aşmayı diliyorum. Güvende olduğunu bilmek istiyorum. Benim de hep güvende olmamı, gözlerini aylar sonra da olsa görebilecek olmayı diliyorum...

Hala odamdayım. Yıkık dökük eski balkonları uzun uzun izliyorum penceremden. Çocukluğumdan bir ses gelir diye. Sadece sevgiden konuşacağımız günlerden haber bekliyorum...

3 yorum:

  1. yazına bi şarkı iliştiriyim norrda-two to one bi dometesini alırım ama en kırmızısından :)
    not: güzel günler gelmese de (ki gelicek) , iyiler iyi olmaya her zaman devam edicek

    YanıtlaSil
  2. Cok etkileyici bir yazı.. Farklı diyarlara goturuyormuscasina fakat ayni diyarda ayni seyleri yasatiyormus gibi.. Sadece ortam farkli ve tabi etraftaki cisimler.. Ne mutlu sizeki bunlari dile getirip tekrar tekrar okuyup tekrar tekrar hissedebiliyorsunuz.. Kara yılların hayatinizda kara bir yıl olması dileklerimle..

    YanıtlaSil
  3. Olmadık yerde kötü anılar, istemediğimiz haberler düşünceler. Kimi bir şarkı dinler atar bunları kimi kendini en iyi hissettiği yerde dile getirir bunları. Ama ondan başka duyan yoktur bu sözleri. Bir kıvılcımdır olması gereken bir ışık. Ne yazık ki yoktur onlar o an çünkü olmadık yerdeyizdir. Birşey vardır yanımızda olan "rüzgar" onlar alıp götürür bu sisli dumanlı karanlık ortamı. Bunu kimi sahilde, kimi sanal ortamda, kimi eskimeye yüz tutmuş o anılarda yok eder. Siz hangisindeniz ? Beni merak ediyorsanız olmak istediğim yerdeyim...

    YanıtlaSil